Yaşamak Bir Ağaç Gibi Tek ve Hür, Ve Bir Orman Gibi Kardeşçesine...

Misak-i Milli içinde...

Site Menüsü
Saat
Site Haritası

Anasayfa

Prof.Dr. Mustafa Kaymakçı : " Tarım beslenmemizden sağlığımıza ,ekonomiden dış güvenliğe değin her konu ile bağlantılı. Bu açıdan en az çiftçiler kadar kentlileri de ilgilendiriyor.Birbirini izleyen iki yazımda,bu bağlamda üretim ve ekonomi- politik açılardan Tarım’ın 2012 Bilançosu’nu irdeliyorum"
10 Ocak Gazeteciler Günü için bir önerim var: O gün gazeteciliği Silivri’de yapın! Yıllardır değişmeyen başlıca gündem maddelerinden biri olan Silivri yargılamalarının nasıl seyrettiğini yerinde görün. Bu çağrım tüm Türkiye’deki gazetecileredir. Bir kez olsun Silivri Cezaevi sınırları içindeki duruşma salonuna gelin. Bir kez olsun tutuklu yargılananları 8-10 metre uzaktan da olsa dinleyin. Gazeteci yaşadığı çağın tanığıdır. Türkiye’nin kaderiyle doğrudan ilgili Silivri yargılamalarına bir kez olsun tanıklık edin.
10.01.2013
08.01.2013
Önceki gün haber, iletişim ağlarına düştüğünde önce inanamadık. 21. yüzyılda, “ileri demokrasi” diye tanımlanan ülkemizde İzmir İl Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı beş kişilik bir komisyon toplanıyor, Steinbeck’in“Fareler ve İnsanlar” kitabını (Sel Yayıncılık) inceliyor ve “eğitime uygun olmadığı” raporunu veriyor. İşin en acısı komisyonda iki de edebiyat öğretmeni var. Dünkü kültür sayfamızda ayrıntıları, tepkileri okudunuz, tekrarlamayacağım. Hangi rezillikten başlasam ki! Bu nasıl bir kafa yapısıdır, nasıl hastalıklı bir görüştür ki, bir eserin tümünden iki sayfayı ayırabilip, eserin tümünü yok sayıp, o iki sayfa üzerine hüküm bildirilir... Yunus Emre’den “Cennet cennet dedikleri / Birkaç köşkle birkaç huri / İsteyene ver sen onları / Bana seni gerek seni” dizesini yasaklayan zihniyet, Steinbeck’ten haydi haydi 2 sayfayı atmayı düşünebilir!
Kitap yasakları yeniden gündemde. Cumhuriyet tarihimizin en inatçı gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Ve gerek zaten mevcut yasaklar, gerekse ufukta şekillenen yenileri, haklı olarak tepki görüyor. Benim bugünkü “meselem” de işte bu noktada devreye giriyor. Yakın geçmişte bazı aydınlarımız, iktidarın talep ettiği kimi anayasa değişiklikleri için ‘evet’ oyu kullanmışlardı. Bu tavırlarının bir gerekçesi olarak da “Bu kadarı yetmez, ama evet!” söylemini kullanmışlardı. Yani -elbet benim tahminimce- şöyle demek istemişlerdi: “Bu kadarı özgürlükler bakımından elbette yeterli değil ama biz şimdilik, hazır fırsat varken bu kadarını alalım da gerisini sonra düşünürüz…” gibisinden!
04.01.2013
04.01.2013
İnsanlık, sorduğu, soruşturduğu sorunun peşine deli divane, korkusuzca, bedeller ödemeyi göze alarak takıldığı için gelişti, ilerledi. Soru sormayınca durur, duraklar insan, insanlık. Ama soru sormak cesaret, yürek işidir Yonca… Soru sormak aynı zamanda tehlikeli iştir… Soru sormak akıntıya karşı durmaktır… Soru sormaya kalkınca asgarisi 4 sıfırlı dolgun maaşından olabilirsin; danışmanlıktan, okuldaki kürsünden, rahatından olabilirsin. Gazetedeki köşenden, ekrandaki postundan olabilirsin… Ama soru sormazsan ot olursun Yonca, ot!.. Ünlü İtalyan Marksist Gramsci,atalarından aktarır; “Sen ot olursan keçiler bile seni yer” diye… Tayyip’in keçileri neden bu kadar semirdi sanıyorsun Yonca…
..Yeni anayasa, yasaların kaynağı olarak şeriatı işaret ediyor...(Önemle) Mısır’ın belki de en merkezî kurumu konumundaki El Ezher Üniversitesi ve Camii’ne “İslam şeriatıyla ilgili meselelerin danışılacağı yer” payesi veriyor. İşte bu katkı, El Ezher’in bir tür “şeyhülislamlık” makamı haline gelmesi, “fetva mercii”ne dönüşmesi olarak yorumlanıyor.” *** Çeşitli Arap ülkelerinde “kalkışmalar” başladığında bir sürü Türk aydını “İslam dünyasına nihayet özgürlük geliyor”, diye sevinmişti. Ben ise ilk günden itibaren “Arap demokrasi”sinden ancak “İslami düzen”in çıkacağını savunmuştum. Zira, Arap dünyasına yıllardır en derin siyasi yatırımı yapan gücün Müslüman Kardeşler (İhvan) olduğunu bu dünyayı bir nebze takip eden herkes gibi ben de biliyordum.
28.12.2012
26.12.2012
Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde, heyecan verici bir gün yaşanacaktı. Çoğunlukla yerli üretim olan Göktürk-2 gözlem uydusu, uzaydaki rezervasyonuna yerleştirilecekti. Günlerden 18 Salı, aylardan 2012’nin Aralık’ıydı. Aynı günlerde meri hükümet 12 Eylül musallatı YÖK (Yüksek Öğretim Kurulu) yasasını, darbe zamanını aratacak değişikliklerle Meclis gündemine indirmeye hazırlanıyordu. Göktürk-2’nin uzaya fırlatılması töreni için Çin’e online bağlanacak zevat –Cumhurbaşkanı unutulup çağrılmamıştı- ODTÜ’de bir araya gelecekti. YÖK yasasına ve yasada yapılacak değişikliklere karşı çıkan öğrenciler, hazır hükümet ayağımıza kadar gelmişken, derdimizi anlatalım,bu hükümetten hazzetmediğimizi de bir kere daha söyleyelim, diyerek hazırlıklar yaptılar.
ODTÜ'de 18 Aralık'ta meydana gelen olaylar, geliştirilmesinde çok sayıda ODTÜ mezununun da katkı koyduğu Göktürk-2 uydusunun fırlatılması için düzenlenen törenin engellenmesi nedeniyle başlamamıştır. Öğrenciler yeni YÖK yasa taslağı ve Suriye'ye yapılmak istenen olası müdahale konularında endişelerini en üst düzeydeki yöneticilere iletmek istemişlerdir. Ancak, öğrenciler bu amaçla daha yeni yürüyüşe başlamışken polis tarafından şiddet kullanarak engellenmiştir. İçinde lojmanlar, kreş, ilköğretim okulu ve lisenin de bulunduğu, derslik ve laboratuvarlarıyla 20.000 kişilik ODTÜ kampus alanı gaz ve ses bombaları ile savaş alanına dönmüş, ofisler, derslikler, laboratuvarlar ve kütüphane durulamaz, eğitim yapılamaz hale gelmiş, ders ve araştırmaların yapıldığı bölüm binalarında yaşam hakkı tehdit edilmiştir.
26.12.2012
26.12.2012
Türkiye dışındaki Türk topluluklarının yakın tarihi ile ilgili olarak çalışmalar yapan Necip, Orta Avrupa ve Balkanlar'da Türk eserleri, Türk azınlıkları ve şehitliklerimiz konusunda alan çalışmaları yürüttü. Bu çalışmalar çeşitli gazetelerde yazı dizisi ola­rak yayımlandı. 1995-1996 yılları arasında Birleşmiş Milletler Örgütü'nün bir projesinde (UNDP) görev alarak Moldova'da Gagauz Türklerinin Latin alfabesine geçişi ile ilgili ola­rak danışmanlık hizmeti verdi.
İçinde bazı suçluları da barındırdığını düşündüğüm Silivri Davaları artık tüm itibarını yitirdi. “Davalar” yönetilemedi. Zira davalara: i) MİT-Emniyet kavgası, ii) Erdoğan-Cemaat arasında önce işbirliği sonra zıtlaşma, iii) TSK’nın ABD tarafından yeniden yapılandırılması, iv) ABD’nin Erdoğan’ı bir yandan desteklerken diğer yanda denetimden çıkmasına karşı tedbir alma gayreti, v) Kişisel intikam duyguları bir arada bulaşınca her şey birbirine karıştı. Salı günü yazdım. Bu dönemi anlamak için Taraf Gazetesi’ni soğukkanlılıkla irdelemek lazım. Salı günü gazete yönetiminin ellerindeki dosyaları savunmak adına hukuku nasıl çiğnediklerini belgeledim.
20.12.2012
20.12.2012
... 14 ...

   MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ün GÜNLÜĞÜNDEN

Tarihte bugün Atamızın faaliyetleri için ve merak ettiğiniz her gün için lütfen tıklayınız.

Atatürk takvimi, portre ve slaytları için lütfen tıklayınız.

  

             


SİGORTA GÜNDEM
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam44
Toplam Ziyaret1273481
Takvim
Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar37.837237.9888
Euro41.710841.8780
Üyelik Girişi